Öne Çıkan Yayın

Cizreliler intikam gününü bekliyor

Amed'in Dicle Üniversitesi'nde öğrencilik ederken, öğrenci yurdunda birlikte kalırdık Serxwebûn’la. Yurdun geleneksel bol aksiyon...

11 Ocak 2015 Pazar

Siz Charlie değilsiniz; kundakçısınız!



“Avrupa’nın 11 Eylül’ü” yakıştırması doğrulanır mı bilinmez ama kuşkusuz ki, Charlie Hebdo Katliamı, Avrupa’daki göçmenlerin hayatına ciddi etkilerde bulunacak. Bu etkilerden en önemlisinin ise halklar arası ilişkilerde oluşacağı tahmin ediliyor. Dolayısıyla bugün, “katliamı boşa düşürmenin” de bir gereği olarak tüm bunları konuşmanın, buna göre eylemenin zamanı.

Dini kendi çıkarı uyarınca eğip bükmeye ve vahşetine ortak etmeye kalkışanların gerçekleştirdiği Charlie Hebdo Katliamı’ndan faydalanmaya çalışan, katillerin tersten tezahürü bir grup var: Batı’nın İslamlaşmasına Karşı Yurtsever Avrupalılar (PEGİDA). Adını bir süredir yabancı düşmanı eylemlerle duyduğumuz örgüt, Charlie Hebdo Katliamı’nı da fırsata çevirmeye çalışıyor, “Je suis Charlie” sloganıyla sokağa çıkıyor.

PEGİDA eylemleri, Dresden’de başlamış, oradan Almanya’nın çeşitli kentlerine yayılmıştı. Eylemlerde, neoliberal yıkımın ve emperyalist saldırganlığın yarattığı ekonomik, toplumsal yaralar, göçmenlerin varlığıyla gerekçelendiriliyor; Avrupa’nın göçmenlerden arındırılması talep ediliyor. Suça bulaşmış, hapse girip çıkmış ırkçılarca öncülük edilen eylemlerin hedef kitlesi ise toplumun “marjinal” unsurları değil, “sokaktaki vatandaş“. Türkiye metropollerinde doğal olmayan yollarla gerçekleşen Kürt göçü sonucunda oluşan sosyal problemler nasıl Kürtlerin varlığına atfedildiyse, sorun köklerinden koparılarak tartışılıp ırkçılık üretildiyse, benzeri bir süreç Avrupa’da yaratılmaya çalışılıyor. Sözgelimi, Cezayirli bir göçmenin hırsızlığa bulaşmasına sebep olan süreç -göçünden iltica koşullarına dek- konuşulmuyor; ırkçı düz mantıkla, “Cezayirliler hırsızdır; ülkemizi terk etsinler” deniliyor. Devletlerin yıkıcı politikalarına maruz kalan, gerçeğine körleştirilmiş halk yığınları içinden bu düz mantığa alıcı bulmak da pek zor sayılmaz.

PEGİDA, en kuvvetli tabanı bulduğu Dresden’deki en kitlesel sokak etkinliğinde 17 bin 500 kişiyi bir araya getirdi. Fakat geçtiğimiz günlerde aynı kentte, örgütün ırkçı dezenformasyonuna karşı çıkan 30 bin kişinin sokağa çıkması, anlamlı bir yanıt oldu. Ayrıca, ırkçı örgütün Almanya genelinde Dresden’dekine ulaşan bir desteğe sahip olmadığı, hatta diğer çok büyük kentlerde dahi yüz kişiyi aşan sokak etkinlikleri yapmayı başaramadığı da bir gerçek olarak önümüzde duruyor.

Paris’teki Charlie Hebdo dergisine yönelik saldırı, Avrupa’daki ırkçılar, yabancı düşmanları ve İslamofobik odaklar açısından da fırsat olarak görülüyor. Süreci fırsata çevirmek isteyen odaklardan biri de, elbette, PEGİDA. PEGİDA, Almanya’nın çeşitli kentlerinde katliam dolayısıyla sokağa çıkıyor; “Je suis Charlie” sloganı ile “Yabancılar defolun” sloganını birleştiriyor. Ancak eylemlerin önemli kısmı, antifaşistlerin, solcuların, demokratların blokajıyla karşılaşıyor.

Geçtiğimiz haftasonu Frankfurt’ta da benzeri bir karşılaşma gerçekleşti. Polis kordonunun bir yanında 50-60 kadar PEGİDA yanlısı “Ben Charlie’yim” ve “Yabancılar defolsun” sloganları atıyordu. Diğer yanda ise 300 civarında antifaşist vardı: “Ihr seid nicht Charlie! Ihr seid Brandstifter!” (Siz Charlie değilsiniz! Siz kundakçısınız!)

Arada itiş-kakışlarla bir süre devam eden karşılıklı eylemler, PEGİDA’nın eylemi sonlandırmak kalması ile sona erdi. Kazanan, yabancı düşmanlığı değil, Charlie Hebdo dergisinin “solduyusu” oldu. Çoğunluğu Alman farklı halklardan antifaşistler, “Ben Charlie’yim” sloganı ile “Birlikte güçlüyüz!” sloganını bir arada atıyordu.

Almanya’nın başka merkezlerindeki yabancı düşmanı fırsatçılığa da aynı sloganla, aynı birliktelikle yanıt verilmiş; Charlie Hebdo’nun dünya halklarıyla dayanışmayı ilke edinmiş emekçilerinin anısının ırkçılarca kirletilmesine izin verilmemişti.

Gerçekten kaçmaya veya aşırı nikbinliğe lüzum yok: Charlie Hebdo saldırısının Avrupa’daki göçmenlerin hayatını bir miktar zorlaştıracağı şüphesiz. Yerli halklar, başta Müslümanlar olmak üzere bütün göçmenlere derinleşmiş bir şüpheyle yaklaşacak. İslamcı grupların saldırısı tehditi, güvenlik tedbirlerini artıracak ve insan haklarına aykırı “seçici” kontrollere meşruiyet zemini yaratacak.

Buna karşılık Avrupalı antifaşistlerin Charlie Hebdo gibi Batı medeniyeti açısından oldukça sarsıcı bir saldırı sonrasında bile yabancı düşmanlarına pabuç bırakmama iradesini sergilemesi, oldukça önemlidir. Bu iradeyi güçlendirecek olan ise göçmenlerin bu mücadeleye doğru tavır ve argümanlarla dahil olmasıdır. Kimi Avrupalıların önyargısını doğru bulacak değiliz; ama zeminsiz olmadığını da görmek, o zemini kurutacak bir söylem ve eyleme yönelmek durumundayız. Bunun da güncel yöntemi, Charlie Hebdo saldırıları ile yabancı düşmanlığına birlikte, aynı inanç ve kararlılıkla, yerli halklardan “solduyu” sahibi kesimlerle omuz omuza karşı çıkmaktır.

Bu süreç, Rojava Devrimi’nin ve Kobanê Direnişi’nin dünya halkları açısından ifade ettiğini daha etkili biçimde anlatmak açısından da önemli, verimli bir sürece dönüşebilir. -Ki Rojava’nın anlaşılması, Rojava’nın örgütlenmesi, Ortadoğu’nun Rojavalaşması, medeniyetler kavşağından dünyaya karanlığı yaymak isteyenlere karşı da gerçek yanıt, gerçek panzehir değil midir?

Yeni Özgür Politika, 12 Ocak 2014



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

BU METİNE DAİR NE DÜŞÜNÜYORSUN?